Anksiyete Bozuklukları Nedir?

Kaygı bozuklukları olarak da adlandırılan anksiyete bozuklukları gelecek zamana dair duyulan endişe olarak tanımlanır. Depresyon yaşayan kişi geçmişe ait pişmanlıklar ya da “keşkeler” üzerine yoğunlaşırken, anksiyete bozukluğu yaşayan kişi gelecekte yaşanmamış olaylar ya da “ya olursa” düşünceleri üzerine yoğunlaşır.
“Ya olursa?” endişesi sınır tanımayan ve hayal gücünün elverdiği en kötü senaryoları içeren geniş bir alanı kapsar. “Ya başıma kötü bir şey gelirse?”, “Ya sevdiklerimin başına kötü bir şey gelirse?”, “İçimde kötü bir şey olacakmış gibi bir his var.” gibi düşüncelerden biri ya da birkaçı, aklınızı gün boyu meşgul ediyorsa, anksiyete bozukluğu denilen psikolojik rahatsızlığa sahip olabilirsiniz.
Geçmişte yaşanılanları değiştirme gücüne nasıl sahip değilseniz, gelecek zamanda yaşayacağınız olayların tamamı da sizin kontrolünüz altında değildir. Çoğunuzun aklınızdan şu düşünceyi geçirdiğini duyar gibiyim: “Ben yaşanabilecek tüm kötü olasılıkları aklımdan geçireyim ki gelecekte karşılaşabileceğim olumsuzluklara karşı daha hazırlıklı olayım.” Farz edelim ki bugüne ait zaman ve enerjinizi, gelecekte yaşanabilme “ihtimali” olan kötü senaryolar için harcadınız. Ve de gelecek zaman geldiğinde, bu olumsuz ihtimallerden hiçbiri gerçekleşmedi. O zaman da harcadığınız emek boşa gitmiş olmadı mı? Harcadığınız bu yoğun enerjiyi, şimdiki zamanda yaşadığınız olaylar karşısında kullanmak istemez misiniz?
Gelecek endişesi, hayatınızın sizin kontrolünüz altında olmadığı hissini verir. Şimdiki zamana odaklandığınızda ise hayatınız üzerinde kontrol sahibi olduğunuzu hissedersiniz. Örneğin, trafiktesiniz ve çok önemli bir toplantıya yetişeceksiniz. Geç kaldığınızda, gelecekte oluşabilecek kötü sonuçlara odaklanmak yerine ana odaklanabilirsiniz. Radyoda sevdiğiniz bir müziği açıp o anı daha zevkli bir hale getirebilirsiniz. Trafiği kontrol edemezsiniz ama trafikte beklerken endişe duyup duymamayı kontrol edebilirsiniz. Daha çok anksiyete duyduğunuz için trafiğin açılmasını hiç sağlayabildiniz mi? Ya da sırf yoğun endişe yaşadığınız için gelecekte oluşabilecek olumsuz sonuçları engelleyebildiniz mi? Gelecek zamanda oluşabilecek olumsuzlukları düşünerek kaygı yaşamak yerine, şimdiki zamanda kontrol edebileceğiniz etkenler üzerine enerjinizi harcadığınızda daha sağlıklı bir ruh haline sahip olabilirsiniz.
Gelecek endişesi ile yaşamak yerine şimdiki zamana odaklanarak hayatınızın kontrolünü elinize almak sizin elinizde. Bugünden itibaren ilk adımları atmaya başlayabilir, hayatınızda yapacağınız etkin değişiklerle yaşam kalitenizi yükseltebilirsiniz. Unutmayın ki yalnız değilsiniz! Yardım almaktan çekinmeyin!

Kliniğimizde Hangi Anksiyete Bozuklukları Tedavi Edilir?

Panik Atak

Çoğu zaman kişinin sonunun geldiği duygusunun da eşlik ettiği, yoğun endişe, korku ya da dehşete düşme duygularının birden başlaması ile belirlidir. Bu ataklar sırasında nefes darlığı, kalp çarpıntısı, göğüste sıkıntı hissi, soluğun kesilmesi ya da boğuluyormuş gibi olma duyumları ve “çıldıracağı” ya da kontrolünü kaybedeceği korkusu gibi semptomlar vardır. Atak birden başlar ve hızla doruk düzeyine ulaşır (genellikle 10 dakikada ya da daha kısa bir süre içinde). Çoğu zaman buna, yakında bir tehlikenin doğacağı ya da kişinin sonunun geldiği duyumu (ölüm hissi) ve kaçma isteği eşlik eder.

Agorafobi

Bir Panik Atağının ya da panik benzeri semptomların (birden bir baş dönmesi atağı ya da birden bir diyare atağı olacağı korkusu gibi) çıkması durumunda yardım sağlanamayabileceği ya da kaçınmanın zor olabileceği yerlerde ya da durumlarda bulunmaktan ötürü kaygı duymakla belirlidir. Agorafobik korkular arasında özel birtakım belirli durumlar vardır ki bunlar arasında tek başına evin dışında olma, kalabalık bir ortamda bulunma ya da sırada bekleme, köprü üzerinde olma veya otobüs, tren ya da otomobille geziye çıkma sayılabilir.

Özgül Fobi

Özgül bir nesne ya da durumun (örn. uçakla seyahat etme, yüksek yerler, hayvanlar, enjeksiyon yapılması, kan görme) varlığı ya da böyle bir durumla karşılaşacak olma beklentisi ile başlayan, aşırı ya da anlamsız, belirgin ve sürekli korku ile belirlidir. Fobik uyaranla karşılaşma hemen her zaman birden başlayan bir anksiyete tepkisi doğurur, bu da duruma bağlı bir Panik Atağı biçimini alabilir. Kişi, korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir. Fobik durum(lar)dan kaçınılır ya da yoğun anksiyete ya da sıkıntıyla bun(lar)a katlanılır.

Sosyal Fobi

Tanımadık insanlarla karşılaştığı ya da başkalarının gözünün üzerinde olabileceği, bir ya da birden fazla toplumsal ya da bir eylemi gerçekleştirdiği durumdan belirgin ve sürekli bir korku duyma halidir. Kişi, küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar. Korkulan toplumsal durumla karşılaşma hemen her zaman anksiyete doğurur, bu da duruma bağlı bir Panik Atağı biçimini alabilir. Kişi, korkusunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir. Korkulan toplumsal ya da bir eylemin gerçekleştirildiği durumlardan kaçınılır ya da yoğun anksiyete ya da sıkıntıyla bunlara katlanılır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk

Obsesyonlar istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemlerdir. En sık görülen obsesyonlar bulaşma ile ilgili yineleyen düşünceler (el sıkmayla hastalık bulaşacağı gibi), yineleyen kuşkular (bir trafik kazasında birini yaralayıp yaralamadığı ya da bir kapıyı kilitleyip kilitlemediği gibi), bazı şeylerin belirli bir düzen içinde olmasına gereksinme (eşyalar düzensiz ya da simetrik değilse bundan yoğun bir sıkıntı duyma gibi), agresif ya da korkunç dürtüler (çocuğunu yaralama ya da toplulukta bağırarak açık saçık şeyler söyleme gibi) ve cinsel düşlerdir (tekrar tekrar ortaya çıkan pornografik görüntüler gibi).
Kompulsiyonlar yineleyici davranışlar (el yıkama, sıraya koyma, kontrol etme gibi) ya da zihinsel eylemlerdir (dua etme, sayma, sözcükleri sessiz bir biçimde yineleme gibi). Kompulsiyonların amacı anksiyete ya da sıkıntıdan korunmak ya da bunları azaltmaktır; haz almak ya da doyum sağlamak değildir. Birçok durumda kişi obsesyona eşlik eden sıkıntıyı azaltmak ya da korktuğu bir olay ya da durumdan korunmak için bir kompulsiyonu yerine getirmeye zorlanmış gibi hisseder.

Posttravmatik Stres Bozukluğu

Kişi, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma ya da kendisinin ya da başkalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit olayı yaşamış, böyle bir olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı karşıya gelmiştir. Kişinin tepkileri arasında aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme vardır. Kişi, travmatik olayı değişik yollarla sürekli olarak yeniden yaşar (olayı sıkıntı veren bir biçimde rüyada görme, travmatik olay sanki yeniden oluyormuş gibi davranma ya da hissetme) ve travmaya eşlik etmiş olan uyaranlardan sürekli kaçınma davranışı (travmaya eşlik etmiş olan düşünce, duygu ya da konuşmalardan kaçınma çabaları, travma ile ilgili anıları uyandıran etkinliler, yerler ya da kişilerden uzak durma çabaları, travmanın önemli bir yönünü anımsayamama) gösterir. Kişide artmış uyarılmışlık semtompları (irritabilite ya da öfke patlamaları, aşırı irkilme tepkisi gösterme, düşüncelerini belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırmada zorluk çekme) sürekli görülmektedir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

En az 6 ay süren, hemen her gün, birçok olay ya da etkinlik hakkında (işte ya da okulda başarı gibi) aşırı kaygılanma ve kuruntulara kapılma ile belirlidir. Kişi, kendini kuruntulara kapılmaktan alıkoyamaz. Anksiyete ve üzüntüye, huzursuzluk, kolay yorulma, düşüncelerini yoğunlaştırmada zorluk çekme, irritabilite, kas gerginliği ve uyku bozukluğunun kapsandığı bir listeden en az üç semptom eşlik eder. Yaygın Anksiyete Bozukluğu olan kişiler, sürekli üzüntü çekmelerinden ötürü sıkıntı duyduklarını, üzüntülerini kontrol etmeyi zor bulduklarını ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da işlevselliğin önemli diğer alanlarında bununla ilişkili olarak bir bozulma yaşadıklarını belirtirler.

Anksiyete Bozuklukları Nasıl Tedavi Edilir?

Anksiyete bozukluklarını tedavi eden en etkin terapi yöntemlerinden birinin Diyalektik Davranış Terapi (DBT) olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. DBT, anksiyete bozukluğu olan danışanın “bugüne” ya da bir başka deyişle “şimdiki zamana” odaklanmasını sağlar ve kişinin gelecek kaygısını en aza indirgemeyi amaçlar. Yoğun duyulan endişeyi azaltmak için, danışana, stresle etkin başa çıkma yetileri kazandırılır. Terapi yardımı ile kişi ana odaklanarak, kendi başına ve sevdikleri ile kaliteli zaman geçirmesi sağlanır.